Picture of Tahir Özakkaş
KAMUYONA AÇIK MEKTUP
by Tahir Özakkaş - Saturday, 2 June 2012, 12:16 AM
 

KAMUYONA AÇIK MEKTUP

Psikoterapi Enstitüsü Derneği, 2005 yılından bu yana, ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerden (psikiyatrist, uzman hekim, pratisyen hekim, psikoterapist, psikolog, sosyal çalışma uzmanı, uz. psikiyatri hemşireleri) aldığı talepler doğrultusunda psikoterapi, psikohipnoterapi eğitimlerini hayata geçirmektedir.

Ruh sağlığı alanında hasta kabul eden, bireysel eğitim ve süpervizyon ihtiyacı olan profesyonellere yönelik düzenli ve uzun süreli bir çalışmanın içerisinde olmakla beraber bu çalışmalara yönelik Yasal ve uygulama alanındaki farklarla, alana yönelik ihtiyaçlar bağlamında Terapi eğitimi, uygulaması, terapist kimliği ve ilişkili pek çok konuda ülkemiz şartları nedeni ile açıklığa kavuşmamış noktalar bulunmaktadır. Bu hususlar bağlamında, Psikoterapi Enstitüsü Derneği olarak uluslar arası bir çerçeve ve ilkeler dizisini ülkemiz ihtiyaçları düzleminde vurgulamak ve paylaşmak gereğini duymaktayız.

Psikoterapi Enstitüsü, bu çerçevenin gerekliliği ve doğrultusunda çalışmakta ve aynı zamanda, kamusal bir duyarlılık kazandırma ile alana yönelik gerekli yasal düzenlemeler için ihtiyaç duyulacak mesleki, akademik altyapı çalışmalarına destek olacak girişimler ile işbirliklerini yaratmak konusunda da bir sivil toplum örgütü olarak faaliyet göstermektedir.

Aşağıdaki maddeler doğrultusunda çizmeye çalıştığımız söz konusu çerçeve, var olan durumu ve olması gerekeni tanımlamaktadır:


1. T.C yasalarına göre hasta kabul etme, teşhis koyma, tedavi uygulama ve takip etme hakkı sadece hekimlere verilmiştir. Hekimler dışındaki mesleklerin hasta görme yetkileri yoktur. Hasta kabul ettiklerinde bir şikayet halinde cumhuriyet savcıları tarafından
takibe ve cezalandırılmaya maruz kalmaktadırlar.


2. Bu durum gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara ters ve çağın gerisinde kalmış güdük bir uygulamadır. Gelişmiş ülkelerde psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hekim kökenli olmayan psikanalistler yasaların kendilerine verdiği yetkiye dayanarak hasta
kabul edebilmektedirler. Türkiye'de bu konuda atılmaya çalışılan adımlar maalesef hekimler tarafından engellenmekte ve yasal düzenlemeler yapılamamaktadır. Muhtemelen iktidar kaybı ve rant kaygısı engellemenin temel dinamikleridir.


3. Hekim olmayan ruh sağlığı çalışanları bu zorluğu veya engeli HASTA kelimesi yerine DANIŞAN kelimesini koyarak aşmaya ve yasal takibattan kurtulmaya çalışmaktadırlar. Bu şekilde hizmet veren çok değerli ve yetkin psikolog ve terapist mevcuttur. Bu çalışanların
eğitim süreçlerine baktığımızda yurt dışında çok ciddi bir eğitim almışlar ve başarılı birer uygulayıcı olmuşlardır. Yasal sıkıntılardan korunmak için, ekip ruhu anlayışı içinde psikiyatristlerle birlikte faaliyet yürütmektedirler.


4. Türkiye deki eğitim kurumlarından eğitim almış ruh sağlığı çalışanlarına baktığımızda, aldıkları eğitim ve müfredat programları yeterli bir düzeyde değildir. Çünkü Türkiye deki bu tip eğitim kurumlarının kuruluş amaçları ve yasal dayanakları farklıdır. Bu
yetersizlik durumu lisans üstü eğitim ve bir takım gönüllü sivil derneklerin ciddi eğitim çalışmaları ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu tip ek eğitim almış çalışanların belirli bir
yetkinliğe ulaştığı görülmektedir ve desteklenmelidir.


5. Ancak bu yetkinliğe ulaşmadan hasta kabul eden ve mesleki çok ciddi hatalar yapan çok sayıda çalışan mevcuttur. Arz talep ilişkisi perspektifinde vatandaş böyle bir hizmet talep etmekte ve bu talebe mevcut yapı ile cevap verilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye’nin böyle bir gerçeği varsa, bu konu mutlaka disiplinize edilmeli ve akredite edilmiş müfredatlarla eğitim verilmelidir. Bu konularda yetkin olan çalışanlar, bilgilerini mutlaka paylaşmalıdırlar. Bütün geçiş dönemlerinde olduğu gibi hatalar,
yanlışlar, sömürüler ve eksiklikler olacaktır. Yapılan hataları asgariye indirmek, bilimsel düzeyi artırmak ve etik değerleri içselleştirmek için eğitim ve paylaşımlar aralıksız sürdürülmelidir.

6. Konuya tıp doktorları açısından bakıldığında da ciddi bir takım açmazlar ve yanlışlıklar tesbit etmek mümkündür. Yasalarımıza göre hekim tüm hastalıkları tedaviye yetkili tek kişidir. Bu bağlamda pratisyen hekim bilgi ve becerisi oranında tüm hastalıkları
tedavi edebilir. Yasalarımıza göre uzmanlık yetkisi ise; uzmanlık alanı ile ilgili bir kliniği sevk ve idare edebilme ehliyetinin kazanılmasıdır. Yani uzmanlık alanı ile ilgili hasta bakma yetkisi değil, bir kliniğin sevk ve idare yetkisidir. Hekim olarak tüm
hastalara bakma yetkisine zaten sahiptir. Ancak mevcut fiili uygulamada durum farklıdır. Pratisyen hekim sanki sadece reçete tekrarlarını yapan, hastaları kategorize edip uzman hekime sevk eden trafik memuru gibidir. Uzmanlarda sadece kendi branşlarındaki
hastaların tedavisini bilen, diğer alanlara karışmayan bir konuma düşmüşlerdir. Bu durum tıbbın özüne aykırı, yabancılaşma ve parçalanma getiren yanlış bir uygulamadır. Hekim her alanla ilgili her zaman bilgisini yenilemeli ve yetkin olduğunu hissettiği
alanlarda da müdahale edebilmelidir.

7. Bugün pratisyen hekimlerin bir yabancılaşma, memnuniyetsizlik, uzmanlığın altında ezilme duyguları içinde olduğunu gözlenmektedir. Pratisyen hekimler, bir çok alanda kendilerini geliştirip, çok başarılı uygulamalar yapabilirler. Ki, uygulama içinde, özellikle Anadolu’da, hastalarla en çok muhatap olan pratisyen hekimlerin bu çerçevede psikoterapi ve psikohipnoterapi ile yapabilecekleri çok şey vardır. Cinsel problemler, yeme bozuklukları, pediatrik problemler, panik atak, sosyal fobi, sigara ve madde bağımlılığı, motivasyon artışı, öfke kontrolü, stres yönetimi vb.


8. Uzman hekimler kendi branşları ile ilgili psikoterapi ve psikohipnoterapiyi her zaman uygulayabilirler. Bu durum kendilerine bir zenginlik kaynağı ve hastalarına şifa sebebi olabilir.
Sonuç olarak Psikoterapi Enstitüsü, bu çerçevedeki tüm psikoterapi ve psikohipnoterapi eğitimlerini destekleyen bir eğitim kurumu ve söz konusu eğitim ve uygulama alanı için gerekli olan ihtiyaçların belirlenmesi, yasallaştırılması ve uluslararası ya da AB standartlarına uyumlu hale getirilmesi konusundaki çalışmalara katkı veren bir sivil toplum örgütü olarak çalışmaktadır.

Bu bağlamda, mesleki, kişisel ve kurumsal işbirliklerine açık olduğumuzu bildirmek ister, alana yönelik çağdaş ve işlevsel yasal uygulamalar için birlikte çalışma gereğini kamuoyu ile paylaşırız.


Saygılarımızla...

Psikoterapi Enstitüsü Derneği

Mart 2008, İstanbul


(Düzenleyen: ismail salman - ilk gönderim: 23 Mart 2008, Pazar, 19:57)

(Düzenleyen: tahir ozakkas - ilk gönderim: 29 Mayıs 2012, Salı, 16:27)