Affect Bridge (Hipnoanalitik Yöntem)

Belirtileri: Hastada beliren, sebebi belli olmayan duygular (depresyon, endişe gibi), bastırılamayan dürtüler veya fiziksel hisler (vücutta ağrı).

1. Adım: Hastada beliren bu duyguların bedene ve hareketlere etkisini kullanarak, bu hissi uyandıran problemi anlamak ve araştırmak.

2. Adım: Yoğun duygu, dürtü veya fiziksel hislerin ortaya çıktığı kriz dönemi; terapist, krize neden olan uyarıcıyı kullanarak hastanın krizi yeniden yaşamasını sağlar.

3. Adım: Duyguyu yoğunlaştırma; “Hislerin gittikçe yoğunlaşıyor. O kadar güçleniyor ki başka bir şey düşünemiyorsun.”

4. Adım: Hastanın uyumunu bozma ve duyguyu daha da yoğunlaştırma: “Kafan karışmaya başlıyor, oda gözünde yok oluyor ve her şey bulanıklaşıyor. (Hasta hoşlanırsa duman kullanılabilir.) Şu an yaşadığın tek şey ___x___ hissi. Tüm dünya bununla kaplı.”

5. Adım: Kriz anından problemin köküne:

“Şu an bu duygu, geçmişine dönebilmemizi sağlayan bir köprü, ___x___’li bir demiryolu gibi ve sen ___x___ duygusundan oluşan bu köprüyle geçmişe doğru yola çıktın. Zamanda geriye, daha gerilere gidiyorsun, gençleşiyorsun. Her şey değişiyor, ___x___ hariç. O aynı kalıyor. Daha da gençleşiyorsun, daha gerilere gidiyorsun. Bu duyguyu ilk yaşadığın zaman zamana.”

Hasta bu andan itibaren fiziksel tepkiler verebilir. Bu durumda eğer gerekliyse kelime oyunlarına devam edilir. “Birden ona kadar saydığımda, zamanda ve mekanda yolculuk etmeyi bırakabilirsin. Sıfır sayısından itibaren bu duyguyu tetikleyen olayı tekrar yaşamaya başlayacaksın. Çok belirgin hatırlamaya çalışma. Sadece aklında akmasına izin ver. 1... 2... 3... 4... 5... 6... 7... 8... 9... 10... Neredesin? Ne oldu? Kaç yaşındasın?”

Eğer yaralı olabilecek başka bir duyguya rastlanırsa, bir başka yöntem kullanılabilir.

...
“Bu duyguları daha fazla içine atmana gerek yok. Eğer dışarı çıkmalarını sağlarsan, yok olurlar. Sonra da düşüncelerini ve hislerini etkileyemezler. Bırak hepsi uçsun, uçsunlar ki seni ve hareketlerini etkileyemesinler. (Annene veya babana) daha önce söyleyemediğin her şeyi söyle. Büyükbaban buradaymış gibi, direk konuş onunla. İçindeki tüm nefret ve öfkeyi kus, tekrar tekrar, daha yüksek sesle söyle. Tüm korkuların at dışarı. Ona bunun seni nasıl korkuttuğunu, ne derece incittiğini anlat. Bunun içinde nelere neden olduğunu göster. Gözyaşlarınla akıp giden kelimeleri söyle. Bu iyi! Tüm acını çıkart içinden.”

Bu tür durumlarda, hastanın, travmaya neden olan olayı veya kişiyi canlandırmasına müsaade edilmelidir.

Tepkileri takip ederek hangi duyguların çözümlenmemiş olduğunu anlamak amacıyla, duygunun vücuda ve hareketlere etkisini kullanmak bazı durumlarda oldukça faydalıdır. “Şimdi sen 4 yaşında küçük bir kız çocuğusun ve sadece parmaklarını kullanarak anlaşabiliyorsun. Bu durumda korku hissediyor musun? İçinde incinme veya acı var mı? Kızgınlık veya suçluluk duyuyor musun?” Daha sonra bu hislerin hangilerinin çözüme kavuştuğu gözlenebilir.

Sessiz Tepkime: Sessiz tepkime yöntemi (Watkins, 1980) terapiste, hastanın kanı donduracak çığlıklarıyla etraftakileri rahatsız etmesine alternatif bir yol sağlar. En yoğun duygunun yaşandığı travma esnasında, hipnozdaki hastaya, birisine duyduğu öfkeyi sembolize eden bir kaya parçasını balyozla kırma fırsatı verilebilir. Bu kaya parçası ayrı bir yerde (mesela bir dağda) herkesten uzakta- hastanın kayayı parçalarken bağırmakta, çığlık atmakta kendisini özgür hissedebileceği bir yerde - olabilir.

Yoğun tepkimenin yumuşatılması: Duruma bağlı olarak, yoğun tepkime sürecinde hasta kendisini olayı hatırlamaya o kadar kaptırır ki, bu bir krizden çok olayı tekrar yaşamak halini alır. Bu istem dışı yoğunluk karşısında, hastaya güven vermek açısından “ unutma gerçekten orada değilsin, bunlar gerçekten olmuyor, sadece hatırlıyorsun anladın mı?” gibi sözler söylenebilir. Hatta, daha da telkin edici konuşmalar yapılabilir ; “ ben burada seninleyim, korkma yalnız değilsin, tam yanı başındayım, seninle kalacağım...”

Yoğun tepkimenin basamaklar halinde meydana geldiği bazı durumlar vardır. Hastanın fazla tedirgin veya kırılgan olduğu durumlarda terapist, travmatik bölümü - kısmi krizlerde bile – bütünüyle tekrar yaşamasının hastasına ağır gelmesinden endişe etmelidir. Bu sonuca varılır çünkü terapist hastasının sınırlarının farkındadır. Örneğin, çift kişilikli hastalarda, terapist, bir kişiliğin diğerine fiziksel ya da ruhsal işkence veya su istimal yaptığı sonucuna varır. Böyle bir durumda travmayla yüzleşmesi yavaş yavaş, bölümler halinde sağlanmalıdır.

Bu konuda araştırma ve çözüm yollarına alternatifler sunmadan önce, tepkimenin yoğunluğunu hafifletme yollarını tanımlamak daha doğru olur.

Olayı ve Etkisini Ayırma: Erickson’a göre yaşadıklarımızın hepsini bir anda hatırlamaya çalışıyoruz. Hafıza kaybı üzerinde çalışırken Erickson, yaşananın neden olduğu duyguları – bu olayları bilmeksizin – hastanın yeniden yaşamasını sağlar. Sonra yaşananların içeriğini veya bir kısmını ortaya çıkarır. Sonuçta hasta tüm belleğini, olay ve bunun etkilerinin farkındalığıyla yeniden kazanır.
Erickson (Erickson & Rossi 1979) direncini en aza indirmek için hipnozla hastada bu yöntemle ilk nasıl tanıştığını detaylarıyla aktarıyor: “Hastaya hatırlamanın türlü yollarını gösterirsin. Şüphesiz ki bir hafızayı örttüğünde, örttüğün hafızadan fazlasıdır..(Bir adres, bir yer veya o yıl içinde olan başka şeyler)

Bu durumda yılın örtülmesi gerekli midir? Ya o yıl içinde olan diğer şeylerin? Vurgulamak istediğimiz şudur ki hasta gereksiz yere diğer birçok diğer olayı, nesneyi veya kişiyi de hafızasına örtmüştür. O zaman neden örtülmemesinde sakınca bulunmayan şeyleri örtelim veya örtülmesi gerekenin örtüldüğünden emin olmayalım? İşte bu durumda hasta birden hatırlayabilir. Şöyle ki; “Hatırlamak istemediğin bir şeyi kazara hatırladığını farz et, bunu tekrar hafızanda gizlemen ne kadar sürer?” (Sayfa 348)

Kendinden geçmiş hastaya, olayları hatırlamasının mümkün olduğu ama bununla bağlantılı duyguların hatırlanmaması gerektiği veya tam tersi söylenebilir. Sonra da örnekler veya benzetmeler verilebilir. “Herkes yaşamında cesaret ve hayal kırıklıkları, düşüşler yaşayabilir, ve nedenlerini hiç bilemeyiz. Sebeplerini hissederiz ama tam olarak şudur diyemeyiz.”

“x yaşında meydana gelmiş bir olaya ait duyguları – olayı hatırlayamasan bile – bütünüyle duyuyor olabilirsin. Gözlerini bir daha ki açışında hafızan bu duygulardan arınmış olacak.” (Erickson & Rossi, 1979, sayfa 34). Açıkça görülüyor ki, Erickson her aşamayı uyutma anına sıkıştırmak yerine travma görüşlerini uyandırmak ve hatırlatmak amacıyla hastasına hipnoz sonrasında da sorular yöneltiyor. Bu yöntem Erickson’un bir hastasıyla geçen şu konuşmasında daha iyi örneklendiriliyor(Erickson & Rossi, 1979) :

“Şimdi sen uyandıktan sonra ben sana ‘uyandın mı?’ diye soracağım. Sen de ‘evet’ diyeceksin, ve ‘evet’ dediğin anda on yaşından önce yaşadığın o korkunç duygu tekrar aklına gelecek. Ama sadece duygu, seni bu hale getiren olay değil. Ve bana ne kadar çaresiz hissettiğini anlatacaksın. (duraklama) Bu duyguları sıkıca tut.ben sana uyanık olup olmadığını sorana ve sen de ‘evet’ diyene kadar bu duygular hakkında hiçbir şey bilmeyeceksin. Ama o andan itibaren bu duygular seni çok etkileyecek, anladın mı?” (sayfa 318-319) terapik çalışmadan sonra; “seni bir daha uyandırdığımda sana başka bir görev vereceğim. Uyanık olup olmadığını tekrar sorduğumda, ‘evet’ diyeceksin ve sonra yıllar önce seni korkutan bir olayı hatırlayacaksın. Ama bununla ilgili hiçbir şey hissetmeyeceksin., tamam mı? Bu seni korkutmayacak tamam mı? Sadece ‘evet küçük bir çocukken çok korkmuştum’ diyeceksin. Sonra buna gülüp geçeceksin ve bir yetişkin gibi görüşlerini söyleyeceksin.”(sayfa 321-322)Erickson’un burada vurgulamak istediği ‘bu sadece bir anı, sanki başkası yaşamış gibi.”(sayfa 348)

Olayı ve etkilerini ayrı ayrı çalıştırmakla, Erickson, yaşananı hatırlatmayı tamamiyle kolaylaştırmış oluyor.”Ve şimdi sana uyanık olup olmadığını sorduğumda, ‘evet’ diyeceksin ve hemen yaşadıkların bir bölüm halinde aklında canlanacak. Anlıyor musun?... Hepsi, duygusal ve zihinsel olarak hepsi. Bu yüzden, kendini bilerek, o zamanki hislerinin ve o zamandan beri hissettiklerin,n farkında olacaksın.”(sayfa 326) Erickson’ın bu son kısmı kolaylaştırmak için önerdiği diğer bir yol da hastaya şöyle söylemektir; “bunu yeniden canlandırdığından dolayı artık tüm olanları hissetmek ve düşünmekte uygun bir denge sağlayabilirsin.” Bu eşsiz yönteme örnek olarak Erickson’ın başka bir hastasına kullandığı tekniği gösterebiliriz (Erickson & Rossi, 1979):”Tamam şu an derin bir uykudasın. Sana birkaç açıklamada bulunmak istiyorum. Yapboz oyununu biliyorsun değil mi? Yapbozu iki şekilde oynarsın: sağ tarafı yaparsın, resmin ne olduğunu anlarsın sonra diğer tarafı yaparsın. Ya da tahtasını kullanırsın. Buranın resmi yoktur, sadece anlamsız boşlukları vardır ama parçaları yine de bir araya getirebilirsin. İşte bu oyundaki resim, zihindeki o olaylardır... Arkası duygusal dayanaktır ve bunun resmi yoktur. Oyunda, yine de, iki parçayı bir köşeye, iki parçayı ortaya, iki parçayı diğer köşeye ve ikişer parça üçüncü ve dördüncü köşelere, sonra da oraya buraya koyarak birleştirmeye başlarsın. Parçaların yerini değiştirebilirsin, yukarı aşağı çekebilirsin, ne istersen onu yapabilirsin... Şimdi sen de o tatsız anından bir parça çek. (sayfa 349) Güzel! Şimdi de o anıya ait duygulardan bir tanesini çek” (sayfa 350) Erickson, sonra hastaya bu parçaları birleştirtiyor, yani bir olay bir duygu kullanarak bir yapboz gibi bütün anıyı oluşturuyor.

Çift Kişiliklerde Değişkenlik: Yazar bu metodun bir değişiğini çift kişilikli hastaların travmalarında kullanıyor. Terapist hastasından, bir kişilikte bulunan bir olayın ve duygularının uygun olan kişiliğe (genellikle ana kişilik) aktarmasını istiyor. Daha sonra terapist, ana kişiliğe bu duyguları kabul ettirmeye çalışıyor. Uzlaşma sağlandığında da, duyguları tutan kişilikten, işaret verildiği zaman (‘ŞİMDİ’) sadece duyguları – olayları değil – vermesi isteniyor.

Sonra bu kişiliğe yukarı ve sağa baktıklarında ‘100’ sayısını göreceği söylenir. Bu sayı, travmatik olayın etkisi olan duyguların miktarını temsil ediyor. Dikkatle zamanlanmış tepkime sona erdiğinde, ana kişilik rahatlamış, sakinleşmiş bir hale geliyor. Ve dinlenmesine müsaade ediliyor. Sonra diğer kişilikten yukarı ve sağa bakması ve gördüğü rakamı söylemesi isteniyor. Bu rakam genelde 60’a kadar düşüyor. Hipnotik bölümün ilerleyen zamanlarında veya başka bir seansta, bu işlem istenilen rakam elde edilinceye kadar tekrarlanıyor.

Fiziksel Ayrılma: Yoğunluğu hafifletmenin bir diğer yolu da hastayı travmatik olaydan fiziksel olarak uzaklaşmaktadır. Bu, hastaya bedeninin dışında havada süzülüyormuş hissi verilerek yapılabilir. Şöyle de söylenilebilir: “Şu an sezgilerin var. Bu yüzden o küçük çocuğun ne düşündüğünü ve ne hissettiğini sezinleyebilirsin, ama bu hisleri kendine geçirme. Sadece tarif et; neler oluyor?” Bu yönteme diğer bir yolda hastaya televizyon seyrettirmektir. Çünkü bir televizyon ekranı bile hastada çok fazla endişe uyandırır, bu da fiziksel ayrılmayı artırabilir. Öyle ki, hasta havada süzülürken kendisine benzeyen bir kişinin televizyonda bir şeyler izlediğini dahi görebilir. Çeşitli noktalarda hasta dinlenirken bu izleti durdurulabilir. Ama yine de yazar bu fiziksel ayrımı çok gerekli bulmuyor.

Kişilikten Ayırma Yöntemi: Tüm anıyı hatırlamanın diğer bir yöntemi de kişiliği ayırmaktır. Bu yöntemde hastanın olaya tamamen tarafsız bir gözlemci gibi, kendi kişisel benliğini katmaksızın bakması sağlanır. Bu olay onun gözlerini açar, zihninde bir görüntü yaratır ve geçmiş olayları anlatmasını sağlar.

3.Adım: Benliği Yeniden Yapılandırma ve Çalışmasını Sağlama: İçini dökmek hastaları daha akıcı ve rahat olmaları konusunda cesaretlendiren bir yöntemdir.bunun nedeni belki de hastaların zorluklara karşı direnme ve kendilerini korumakta zorlanmalarından yani bu duygularının tükenmiş olmasındandır. Araştırmalar hastaların iç dökmekten hoşlandıklarını gösteriyor. Ama eğer bilmeye ve anlamaya yönelik bir yapılandırma yoksa, terapi yalnızca geçici bir rahatlama sağlar.

Benliği yeniden yapılandırma önce tepkimeyi örter sonra da ötesinde kalır. Yazar sık sık hastalarının, önce öfkelerini ve korkularını sonra ıstıraplarını ve suçluluk duygularını açığa çıkarmaları konusunda cesaretlendirir. Geriye – eğer kalmışsa – bu kötü duyguların arkasındaki olumlu hisler kalmıştır (sevgi gibi) . bunu yapmanın mümkün olduğu durumlarda daha olumlu duyguyu, dengeyi sağlamak açısından kullanmak tercih edilebilir bir yöntemdir. Şu istekler duygusal olarak dokundurucu sözlerdir ve daha olumlu bir yaklaşımdır; ”ona ne istediğini söyle.” “ona ilişkinizin nasıl olmasını istediğini söyle””ona bir babadan ne beklediğini söyle”

Basmakalıp Anlayışları Değiştirmek: Küçük bir çocuğa göre dünya aile üzerine kuruludur. Ailenin türünden ve o ailede yaşadıklarımızdan yola çıkarak – bir erkeğin, bir kadının veya kişinin kendisinin nasıl olması gerektiği, hayatta nelerin önemli olduğu türünde- basmakalıp anlayışlar ortaya çıkarırız.(Hammond & Stanfield, 1977)

Kırılmış, İncinmiş İnsanların Kendilerini Tanımlamakta Kullandıkları İfadeler:”ben yardıma muhtaç, masum bir kurbanım.”, “ben yeterince çekici, kadınsı / erkeksi değilim”,”ben eksik ve yetersiz bir insanım”, “ben kötü ve nefret doluyum”,”ben arzulanmayan ve sevilmeyen birisiyim”,”değerim sadece yaptıklarımla ölçülüyor”

İnsanlar ve Dünya Üzerine Olumsuz İfadeler: “kadınlara / erkeklere güven olmaz”,”hayat çok tehlikeli, herkesin birbirini yediği kötü bir yer”,”diğer insanlar gayet mutlu, ‘normal’, benim gibi problemli değiller”,”hayat bana hiç şans vermiyor, kaybetmek kaderimde var”,”hayat kesinlikle çok karmaşık ve tahmin edilemez bir şey”

Yanlış Olan Ve Yenilmeye Mahkum Amaç Ve Düşünceler:”mükemmel olmak ve hata yapmamak kesinlikle şart”, “herkesçe sevilmeli, onaylanmalı ve takdir edilmeliyim”, “ilk ve tek olmak zorundayım”,”ilgi odağı olmalıyım”,”bir yıldız olmak bu dünyada olmaya değer tek şey”,”hep daha güçlü, beni koruyabilecek ve bana önder olabilecek birisine bağımlı olmalıyım”,”tamamiyle kendine güvenen başkasına bağımlı olmayan biri olmalıyım”,”her zaman güvenli olmalıyım”,”insanların benim gerçekte nasıl birisi olduğumu anlamalarına müsaade edemem”,”ne olursa olsun ben kendi işime bakarım”,”gerçek bir adam/kadın şöyle olmalı...”

Hipnoz sırasında hastanın hayatı hakkında çıkarım yapılabilecek bu basmakalıp sözleri dinlemek gerekir.seans boyunca şu tür konuşmalardan da çıkarımlar yapılabilir;”annene / babana bu olaydan sonra kendin hakkında (tüm kadınlar veya tüm erkekler hakkında) nasıl hissettiğini anlat.”, “ona bunun insanlarla olan ilişkilerinde ne değişiklikler yaptığını anlat.”, “ona bunun, hayatının geri kalanını nasıl etkileyeceğini anlat.”

Genellemeyi Kırma Talimi: benliği tamir etmekte en önemli kısım genellemeleri en aza indirgemektir. Bir örnek ele alalım. Şu öneri aile içi zina kurbanı birisinin genellemelerini kırabilir;”senden babanın bir duvarın önünde, senden biraz uzakta durduğunu hayal etmeni istiyorum. Daha yakın bir kenarda da kocan var. (bu örnek kocanın akıl sağlığının babanınkinden daha iyi olduğunu varsayıyor.) ikisini birden gördüğün zaman ‘evet’ işareti yap.” (duraklama) “Güzel, onlara baktığın zaman kocanın yüzü babanınkinden farklı geliyor mu sana?”(bu vakaların çoğunda ‘evet’ yanıtını elde ederiz, bu sebeple hastanın şimdi de ‘evet’ dediğini varsayıyoruz.) “tamam, peki farklı boydalar mı? Saç renkleri değişik mi? Farklı şekilde mi giyinmişler? Ses tonları farklı mı? Sana farklı şekillerde mi davranıyorlar?” Bu tür soruların çoğuna olumlu yanıt aldıktan sonra şunları söyleyebiliriz; “baban ve Kocan çok farklı insanlar ve anlamalısın ki tüm erkekler baban gibi değil, ve dolayısıyla kocan da baban gibi değil. Şimdi yaptıklarımızdan sonra, eğer aklın tüm erkeklerin baban gibi olmadığını kabul ediyorsa elini kaldır.” Bu durumlarda büyük çoğunluk olumlu yanıt verir.

Olumsuz Yapılandırma: Benliği tamir etmek amacıyla daha az kullanılan bir metot da bir şeyi olumsuzca aktarma yöntemidir.örneğin, hastanın olayı yaşadığı zamana bir de yetişkin gözüyle tekrar bakması sağlanır. “Bu 5 yaşında bir çocuk için anlaşılabilir ve mantıklı bir tepkiydi. Bu durumu kaldırabilmesinin başka bir yolu yoktu. Ama sen şu an bir yetişkinsin ve duygularını çok daha iyi kontrol edebilirsin. Ve şimdi zihnine soruyorum; olaylara tepkin hala 5 yaşındaki gibi mi?”

Benzetmelerle Tamir Etme: hastanın kişiliğini ve zihnini tamir etmenin diğer bir yöntemi de terapide benzetmelerden faydalanmaktır. “Bir yara açılır, kabuk bağlar ve iyileşir. Sadece ufacık bir iz kalır. Bir ağacın veya gülün taşlı bir toprakta, zor şartlarda büyümesi gibi. Bu şartlara karşı kendisini korumak için dikenler çıkarır ama yine de güçlü ve güzeldir.” Daha bunun gibi hayata dair birçok benzetme yapılabilir.

Hastanın kendisini iyileştirmesini kolaylaştırma:Tamir sürecinin önemli bir diğer metodu da hastanın içindeki çocuğu beslemesini sağlamaktır. Şu tür bir örnek yaygın olarak kullanılır;
Örnek:”Mary, farzet ki içinde dört yaşında incinmiş bir çocuk var. Senden bu çocuğu görmeni ve canlandırmanı istiyorum. Bunu yaptığın zaman başınla onayla.” İşlem onaylandıktan sonra:”27 yaşındaki Mary, çok akıllı bir insan olarak geliştin ve hayatın boyunca çok şey yaşadın. Kendinde şefkat, anlayış ve bilgi biriktirdin. Şimdi senden derinliklerine gidip o çocukla olmanı istiyorum. O, incinmiş ve korkuyor. Babasına çok büyük bir öfke duyuyor ve buna da hakkı var. Bir parçası da suçluluk duyuyor, olanlardan kendisini suçluyor. Senden oraya inip o küçük çocuğu kucaklamanı istiyorum. Onu rahatlat, onu sev ve güvende hissetmesine yardımcı ol. Konuş onunla ve ona ne duymaya ihtiyacı varsa onu söyle. Korkularının üstesinden gelmesine yardım et. bunu yaptığın zaman elinle işaret ver.” (Genellikle 2-4 dakika durakalamadan sonra işaret verilir) “Şimdi 4 yaşındaki küçük Mary’e soruyorum. Az önce yaptığımız tüm çalışmadan sonra hala korkmuş hissediyor musun?” ‘Hayır’ yanıtını temsil eden bir hareketin yapıldığını farzediyoruz.) Doğru bu uzun süre önceydi ve artık korkmana gerek yok.hala incinme ve acı hissediyor musun? (yine ‘hayır’ yanıtını aldığımızı varsayıyoruz.) Tamam daha fazla incinmiş hissetmene gerek yok. Peki kızgınlık duyuyor musun? (bu sefer ‘evet’ yanıtı veriliyor.) anladım. Tabi kızılacak çok şey var. O zaman hala olanlardan kendini sorumlu tutuyor musun?(yine ‘evet’ yanıtının geldiğini varsayıyoruz.)

“Yetişkin Mary, harika bir iş başardın. 4 yaşındaki Mary artık incinmiş ve korkmuş değil. Şimdi senden derinliklere tekrar inmeni ve onunla tekrar konuşmanı istiyorum. Onu sev, tatmin et. öfkesini yenmesine yardım et ve ona bunun çok uzun zaman önce olduğunu hatırlat.küçük kızların bu tür şeylerden sorumlu olmadıklarını, yetişkinlerin küçüklere olanlardan sorumlu olduklarını onun bilmesini sağla. Küçük Mary’nin nefret dolu veya kötü olmadığını söyle ona. Kendisini babasına yakın hissetmesinin ve onu sevmesinin kötü bir şey olmadığını anlat. Onu rahatlat, ona yardım et. Ona bir yetişkinin bakış açısını kullanarak yardım et. artık kendisini kötü hissetmesine gerek yok. Bitirdiğinde işaret ver.” (işaretten sonra) tamam 4 yaşındaki Mary, şimdi bu şefkat ve yardımdan sonra hala öfkeye ihtiyaç duyuyor musun? [Hayır] Hala sorumlu suçlu hissediyor musun? [Hayır] Haklısın Mary artık o eski duyguları yaşamaya gerek yok.”

Hastaların çoğu içerdeki çocukla konuşma kısmını 2-3 kere tekrarlarlar. Duruma bağlı olarak hasta, vazgeçme safhasından önce öfkesini daha fazla dışarı atmaya ihtiyaç duyar. Geçmişin izleri olan ıstırap veya öfkenin içerde tutulması halinde ortaya çıkan hareketlerin araştırılması, eğer hasta bu hislerin çıkmasına isteksiz ise mümkün olabilir.Bazen hasta öfkesini, kendisini korumak ve kırılganlığını en aza indirgemek için kullanma ihtiyacını hisseder. Bu amaç için gerekli olan öfkenin miktarı, tepkisel hareketlerden anlaşılabilir. Bazen de hasta bu eskiden kalma duyguları kendisini cezalandırmak için saklar. Bu tür durumlarda, kendi kendini iyileştirme yöntemi yararlıdır.

Küçük çocuk problem olan duyguları içinden atmaya istekliyse, şu yöntem tavsiye edilir; “Mary, şimdi aklının en yaratıcı bölümlerini kullanarak, o eskimiş duygulardan kendini kurtarmanın bir yolunu bulmanı istiyorum, böylece seni daha fazla etkileyemeyecekler. Bunun bir yolunu bulduğunda, elini ‘evet’ anlamında kaldırmanı istiyorum.”(işaret gelene kadar duraksama) “ Güzel, şimdi senden o yöntemi kullanmanı ve küçük çocuğa tutmasına gerek olmayan, eskimiş duyguları atmasına yardımcı olmanı istiyorum. Bunu yaptığında elini kaldırmanı istiyorum. “ bu işlem bitince hastaya hipnoz sonrası sorular sorulur.hasta duyguları dişarı attığında hastadan çocuğu tutması istenebilir. “ Çocuğu geçmişi arkanda bırakarak kapıya yönlendiriyorsun, ikiniz de bugüne ulaşıyorsunuz. Artık tamamiyle özgürsünüz. O kadar ki artık sizi, düşüncelerinizi ve hareketlerinizi etkileyemeyecekler. “

Bazı hastalar, çocukların görmesi gereken yetiştirilme tarzından ve gelişme aşamasında yaşanan hayat deneyimlerinden mahrum kalırlar. Bu tür vakalarda hastanın kendisini tamir etmesi yöntemi çok ufak bir farklılıkla kullanılır., aynen bir hastanın şu seansında olduğu gibi;
“Eğer onun babası olabilseydin, nasıl sevildiğini bilirdi. Onu severdin ve olması gerektiği gibi korurdun. Ve şu an küçük çocuğu görebiliyorsun. Onun sevimli olduğunu söyleyebilirsin değil mi? O da her çocuk gibi sevilmeyi ve yetiştirilmeyi hakediyordu. Eminim ki eğer sen onun babası olsaydın, onunla oyunlar oynardın (duraksama), ve ona masallar anlatırdın, (duraksama) onu gezdirirdin, (duraksama) onu rahatlatırdın, arkasında dururdun, (duraksama) onunla dışarıda oynamaktan büyük bir zevk duyardın, (duraksama) ve ona sevgini hissettirirdin. Şimdi senden onun babası olmanın seni nasıl hissettireceğini düşünmeni istiyorum. İçerdeki o çocuğa tüm özlediklerini ve ihtiyaç duyduklarını vermeni istiyorum, tıpkı onun babasıymışsın gibi.” Bu sürecin sonunda hareketler gözlenir. Sonra hastaya zamana yeniden ayak uydurması söylenir. Sanki az önce içindeki çocuğa yaptıklarıyla kendisi tekrar büyüyormuş gibi; yetiştirilmenin ve sevilmenin hazzını duyarak.

Bu konuya alternatif bir öneri de şudur:Senin içindeki çocuk kısmın artık güvende hissetmeye başlayacak. Ve sanki, kendi kendine, kendi hızıyla ve kendine özgü sağlık anlayışıyla büyüyecek.” Böylece hasta farkında olmadan içindeki çocuğu hipnoz altına alacak.

Hipnoz kullanılarak yapılan araştırmalar gösteriyor ki;hastanın problemi, ebeveynleri tanımlamada güçlü bir etken. Hipnoz çalışmasından sonra, bu tür hastalara şu öneri sunulabilir; “çocukken annen gibi olmak istemene karşın, şu anda bir yetişkin olarak, sadece olumlu ve sağlıklı özelliklerini seçmekte özgürsün.

Tarihi Yeniden Yazma: Bazı durumlarda hipnozda, hikayeye yeni bir son koyabiliriz. ‘yaşananı yeniden yazma’ yöntemi hastanın yaşadıklarını tekrarlamasını sağlamaktır. Örneğin sinirlenince kendisini kaybeden bir hastanın bu rahatsızlığı, çocukluğunda geçirdiği bir sinir nöbeti olabilir.bu durumlarda şu önerilir; “olayı tekrar yaşadığında, durumu daha farklı karşılayabilirsin, kızgın, yılgın veya yaralı olabilirsin ama bu kendini kaybetmene neden olmayacak. Üzgün hissedebilirsin ama aşırı sinirlenmene gerek yok.”olay yeniden yaşandıktan sonra eklemeler yapılabilir; “Ve yaşamının ilerleyen döneminde de üstesinden gelebileceğine inandığın zaman, elini kaldır.”

‘Danga’ çocuğa kızgınlık anında uygulanmış ve çocukta takıntı haline gelmiş bir durumdur. Bu belki de hastanın kendisini, ‘aptal’, ‘ezik’, ‘tıpkı baban gibi’ veya ‘hiçbir şeye değmezsin’ şeklinde hissetmesinin nedeni olabilir. Böyle bir iz terapi esnasında ortaya çıktığında, terapist “sen hiç çocuklarına istemediğin bir şey söyledin mi?” şeklinde sorular sorabilir.çoğumuz bu soruya olumlu yanıt verdiği için takiben gelen bir açıklık kazanmış olur. Hasta ona zarar veren kişiyi canlandırır, bu kişiyi genellikle terapist oynar. Özür diler, söylediği veya yaptığını açıklar ve aslında bunu kastetmediğini belirtir.

Erickson (Erickson & Rossi, 1979) hastalarını çocukluklarının kritik dönemlerine döndürür ve gelişimde önemi olan gözden kaçmış noktaları oraya ekler.Erickson’un ‘Şubat Adamı’ vakası çok dikkatli çalışılması gereken bu metoda klasik bir örnektir.

Bölünmüş Sahneleri Birleştirme: Spiegel (1981) terapide uygulanan kendi kendine hipnoz yöntemini kullandı. Stres bozukluğu ve şiddetli depresyon halindeki Vietnam gazisi bir hasta, evlatlık oğlunun ölümüne alışamamış ve halen üzüntü duymaktaydı. Tedavide, hastadan kendisini günde birkaç kez hipnoz etmesi istendi. Sonra zihninin bir tarafına mezar bulunan bir resim canlandırdı.(mezar kaybını ve üzüntüsünü sembolize ediyordu.) Resmin diğer tarafına da mutlu bir doğum günü tablosu koydu. Bu, hastaya hüznünün kontrollü, ölçülü dozlarda olmasını sağlıyordu ve aynı zamanda da olumlu düşünceleri de unutturmuyordu.

4. Adım: Tepkisel Hareketler & Hipnoz Sonrası Öneriler: Yazarın çalışmasının son basamağı, hastanın başarılı bir şekilde çözülen sorunu hakkında tepkileri ölçmek ve önerilerde bulunmaktan ibarettir. Diğer bir deyişle ulaşılan çözümün sağlaması yapılır. Bu süreçte şu öneriler verilebilir: “zihnine sormak istediğim bir şey var. Yaptığımız işi takiben, zihnin seni etkileyen tüm o olumsuz, kötü duyguları dışarı atmaya istekli mi? [‘Evet’ işareti] Farklı düşünen veya çözüme ulaşmadığını hissettiğin bir yanın var mı? [‘hayır’ işareti] Mary aklın bu sorunun çözüme kavuştuğunu ve artık seni etkileyemeyeceğini söylüyor. Artık bu olaydan sıyrıldın, özgürsün. Şu an başka şeylere daha çok enerjin var. Senin adına ve bugün yaptıklarına çok sevindiğimi söylemek istiyorum. Kendini daha rahat hissediyorsun. 1 dakika içinde uyanacaksın, rahatlamış olarak uyanabileceksin.

Erickson hastasının mutlu ama yorgun ve uykusuz olacağını söylüyor ve diyor ki; “Eve döndüğünde yatağına gideceksin ve aklının bu işi tamamiyle bitirmesine müsaade edeceksin.”

Eğer problemin çözümlendiğine dair şüphe varsa, bir daha ki seansta hipnozdaki hastaya şu öneride bulunulur; “Senden tüm yaptıklarımızı zihninde tekrar etmeni istiyorum. Bunu şuurlu bir şekilde yapıp yapmaman önemli değil, sadece tekrar etmesine müsaade et. Bittiğinde işaret ver.” (işaretten sonra) “Şimdi soruyorum geride kalan, kontrol edemediğin bir his var mı zihninde?”

Last modified: Monday, 28 January 2013, 2:21 AM